Destelere dön

🎧 The Habit That Attracts Problems: Understanding Pessimism | B2 English Practice Podcast

Bu podcast, karamsarlığın (pessimism) bir zihinsel alışkanlık olarak nasıl sorunları önceden tahmin etmek yerine yarattığını açıklıyor. Martin Seligman'ın araştırmalarına dayanarak, olayları açıklama biçimimizin (açıklayıcı stil) iş, ilişki ve sağlık sonuçlarımızı nasıl etkilediğini ve bu kalıpların nasıl değiştirilebileceğini anlatıyor.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#kişisel gelişim #psikoloji
Son güncelleme: 2026-06-19
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

to rewire the brain

beyni yeniden yapılandırmak
+ beyni yeniden programlamak

"This practice rewires your brain. You're building new mental habits."

Bu uygulama beyninizi yeniden yapılandırır. Yeni zihinsel alışkanlıklar inşa ediyorsunuz.

👍 0 👎 0

to be stuck in traffic

trafikte takılıp kalmak
+ trafiğe yakalanmak

"They expect bad traffic every morning and somehow they always get stuck in it."

Her sabah kötü trafik beklerler ve bir şekilde hep trafikte takılıp kalırlar.

👍 0 👎 0

to see the complete picture

bütün resmi görmek
+ tüm tabloyu görmek

"This isn't lying. It's seeing the complete picture."

Bu yalan söylemek değil. Bütün resmi görmektir.

👍 0 👎 0

to pull away

uzaklaşmak
+ geri çekilmek

"When you expect people to reject you, they feel it. They pull away."

İnsanların sizi reddetmesini beklediğinizde, bunu hissederler. Uzaklaşırlar.

👍 0 👎 0

to burn out

tükenmek
+ bitkin düşmek

"At work, pessimists get fired more, promoted less, and burn out faster."

İşte, kötümserler daha çok kovulur, daha az terfi alır ve daha çabuk tükenir.

👍 0 👎 0

to quit

bırakmak
+ ayrılmak, vazgeçmek

"Pessimists quit twice as often as optimists."

Kötümserler, iyimserlerden iki kat daha sık işten ayrılır.

👍 0 👎 0

to challenge a thought

bir düşünceye meydan okumak
+ bir düşünceyi sorgulamak

"Then challenge it. Not with fake positivity, with accurate thinking."

Sonra ona meydan okuyun. Sahte pozitiflikle değil, doğru düşünceyle.

👍 0 👎 0

to hold back

geri durmak
+ kendini tutmak, çekimser davranmak

"You don't fully commit. You hold back. Then failure arrives."

Tam olarak bağlanmazsınız. Geri durursunuz. Sonra başarısızlık gelir.

👍 0 👎 0

chronic stress

kronik stres

"Chronic stress damages your health, ruins your decisions, and actually changes your brain structure."

Kronik stres sağlığınıza zarar verir, kararlarınızı mahveder ve aslında beyin yapınızı değiştirir.

👍 0 👎 0

mental filter

zihinsel filtre

"This habit works like a filter on your brain. It controls what you notice, what you remember, and what you experience."

Bu alışkanlık beyninizde bir filtre gibi çalışır. Ne fark ettiğinizi, ne hatırladığınızı ve ne deneyimlediğinizi kontrol eder.

👍 0 👎 0

explanatory style

açıklama tarzı
+ yorumlama biçimi

"He called it explanatory style. It's simply how you habitually explain why things happen."

Buna açıklama tarzı adını verdi. Bu, olayların neden olduğunu alışkanlıkla açıklama şeklinizdir.

👍 0 👎 0

setback

aksilik
+ engel, gerileme

"Setbacks don't feel like final judgments. They're temporary problems needing different approaches."

Aksilikler nihai yargılar gibi gelmez. Farklı yaklaşımlar gerektiren geçici sorunlardır.

👍 0 👎 0

to sabotage

sabote etmek
+ baltalamak

"When you expect to fail, you sabotage yourself without realizing it."

Başarısız olmayı beklediğinizde, farkında olmadan kendinizi sabote edersiniz.

👍 0 👎 0

optimist

iyimser

"Optimists aren't luckier. They're more persistent."

İyimserler daha şanslı değildir. Daha ısrarcıdırlar.

👍 0 👎 0

pessimist

kötümser
+ karamsar

"Pessimists quit twice as often as optimists."

Kötümserler, iyimserlerden iki kat daha sık işten ayrılır.

👍 0 👎 0

learned helplessness

öğrenilmiş çaresizlik

"We learn that our actions don't matter. So, we stop acting. And by not acting, we guarantee the bad outcome we feared."

Eylemlerimizin bir önemi olmadığını öğreniriz. Bu yüzden harekete geçmeyi bırakırız. Harekete geçmeyerek de korktuğumuz kötü sonucu garanti altına alırız.

👍 0 👎 0

personalization

kişiselleştirme

"Third pattern, personalization. Pessimists blame themselves for everything."

Üçüncü kalıp, kişiselleştirme. Kötümserler her şey için kendilerini suçlar.

👍 0 👎 0

pervasiveness

yaygınlık
+ genelleme

"Second pattern, pervasiveness. Pessimists generalize everything."

İkinci kalıp, yaygınlık. Kötümserler her şeyi geneller.

👍 0 👎 0

permanence

kalıcılık
+ süreklilik

"First pattern, permanence. Pessimists think bad events last forever."

Birinci kalıp, kalıcılık. Kötümserler kötü olayların sonsuza kadar sürdüğünü düşünür.

👍 0 👎 0

self-fulfilling prophecy

kendini gerçekleştiren kehanet

"This becomes a self-fulfilling prophecy. When you expect to fail, you don't try as hard."

Bu, kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşür. Başarısız olmayı beklediğinizde, o kadar çok çaba göstermezsiniz.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele