Destelere dön

🎧 My Journey to a New Life in Australia || Learn English Through Story Level 2🔥 || Listening Practice✅

Zengin bir aileden gelen Leo, ailesinin işleri devralması yönündeki baskısına rağmen avukat olma hayalini gerçekleştirmek için İspanya'daki lüks hayatını terk edip Avustralya'ya gider. Dil engeli ve zorluklarla mücadele ederek İngilizcesini geliştirir, hukuk fakültesine girer ve sonunda hayalini gerçekleştirir.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 35 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#dinleme pratiği #günlük konuşma
Son güncelleme: 2026-09-02
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 35 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 4–6 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

35 kart

doubt

şüphe etmek
+ kuşku duymak

"People will doubt you, but don't give up."

İnsanlar senden şüphe edecek ama pes etme.

👍 0 👎 0

savings

birikim
+ tasarruf

"His savings were running low after three months."

Üç ay sonra birikimleri azalmaya başladı.

👍 0 👎 0

trial shift

deneme vardiyası
+ deneme süresi

"He got a trial shift as a waiter."

Garson olarak deneme vardiyası aldı.

👍 0 👎 0

overcome obstacles

engelleri aşmak
+ zorlukları yenmek

"He had already overcome many obstacles."

Zaten birçok engeli aşmıştı.

👍 0 👎 0

mock trial

sahte duruşma
+ deneme mahkemesi

"They participated in a mock trial in class."

Sınıfta sahte bir duruşmaya katıldılar.

👍 0 👎 0

argue a case

bir davayı savunmak
+ dava sunmak

"He had to argue a case in front of a judge."

Bir hakimin önünde bir davayı savunmak zorundaydı.

👍 0 👎 0

prove myself

kendini kanıtlamak
+ ispatlamak

"This was his chance to prove himself."

Bu, kendini kanıtlama şansıydı.

👍 0 👎 0

diploma

diploma
+ mezuniyet belgesi

"He received his law degree diploma."

Hukuk diplomasını aldı.

👍 0 👎 0

impossible

imkansız
+ olanaksız

"No dream is impossible if you fight for it."

Onun için savaşırsan hiçbir hayal imkansız değildir.

👍 0 👎 0

shadowing

gölgeleme tekniği
+ taklit etme

"Shadowing helped him improve his pronunciation."

Gölgeleme tekniği telaffuzunu geliştirmesine yardımcı oldu.

👍 0 👎 0

responsibility

sorumluluk
+ mesuliyet

"Your dream is your own responsibility."

Hayalin senin kendi sorumluluğundur.

👍 0 👎 0

give up

pes etmek
+ vazgeçmek

"He never gave up on his dream."

Hayalinden asla pes etmedi.

👍 0 👎 0

inspire

ilham vermek
+ esinlendirmek

"His story will inspire you to follow your dreams."

Hikayesi, hayallerinin peşinden gitmen için sana ilham verecek.

👍 0 👎 0

mansion

konak
+ malikane

"He lived in a huge mansion with servants."

Hizmetkarlarla dolu büyük bir konakta yaşıyordu.

👍 0 👎 0

custom-made

özel yapım
+ ismarlama

"He wore custom-made Italian suits."

Özel yapım İtalyan takım elbiseleri giyiyordu.

👍 0 👎 0

chandelier

avize
+ kristal avize

"A huge chandelier hung in the dining hall."

Yemek salonunda büyük bir avize asılıydı.

👍 0 👎 0

betrayed

ihanete uğramış
+ aldatılmış

"His father looked at him as if he had been betrayed."

Babası ona ihanete uğramış gibi baktı.

👍 0 👎 0

whispered

fısıldamak
+ mırıldanmak

"He whispered goodbye to his old life."

Eski hayatına veda diye fısıldadı.

👍 0 👎 0

sigh

iç çekmek
+ of çekmek

"He sighed and looked out the window."

İç çekti ve pencereden dışarı baktı.

👍 0 👎 0

courage

cesaret
+ yiğitlik, yüreklilik

"It takes courage to follow your dreams."

Hayallerinin peşinden gitmek cesaret ister.

👍 0 👎 0

expectations

beklentiler
+ umutlar

"He broke free from his family's expectations."

Ailesinin beklentilerinden kurtuldu.

👍 0 👎 0

destiny

kader
+ alın yazısı

"He decided to chase his own destiny."

Kendi kaderinin peşinden gitmeye karar verdi.

👍 0 👎 0

betray

ihanet etmek
+ ele vermek

"His father felt betrayed by his decision."

Babası kararı yüzünden ihanete uğramış hissetti.

👍 0 👎 0

meaningful

anlamlı
+ manalı

"He wanted to do something meaningful with his life."

Hayatında anlamlı bir şey yapmak istiyordu.

👍 0 👎 0

gather the courage

cesaretini toplamak
+ yüreklenmek

"One night, he gathered the courage to tell his parents."

Bir gece, ailesine söylemek için cesaretini topladı.

👍 0 👎 0

take over

devralmak
+ üstlenmek

"He was expected to take over the family business."

Aile şirketini devralması bekleniyordu.

👍 0 👎 0

empty

boş
+ içi boş

"Inside, he felt empty despite having everything."

Her şeye sahip olmasına rağmen içi boş hissediyordu.

👍 0 👎 0

luxury

lüks
+ ihtişam, konfor

"He was born into a life of luxury."

Lüks bir hayata doğmuştu.

👍 0 👎 0

lightning bolt

şimşek
+ yıldırım

"The old man's words hit him like a lightning bolt."

Yaşlı adamın sözleri onu bir şimşek gibi çarptı.

👍 0 👎 0

packed a suitcase

bavul hazırlamak
+ valiz toplamak

"He packed a small suitcase and left home."

Küçük bir bavul hazırladı ve evden ayrıldı.

👍 0 👎 0

start fresh

yeni bir başlangıç yapmak
+ temiz bir sayfa açmak

"He wanted to start fresh in a new country."

Yeni bir ülkede yeni bir başlangıç yapmak istiyordu.

👍 0 👎 0

fluent

akıcı
+ rahat konuşan

"He needed to become fluent in English."

İngilizceyi akıcı konuşması gerekiyordu.

👍 0 👎 0

embarrassed

utanmış
+ mahcup

"He felt embarrassed when he couldn't answer."

Cevap veremeyince utandı.

👍 0 👎 0

confident

kendine güvenen
+ emin

"He wanted to speak confident English."

Kendine güvenen bir İngilizce konuşmak istiyordu.

👍 0 👎 0

force myself

kendini zorlamak
+ mecbur etmek

"He forced himself to talk to strangers every day."

Her gün yabancılarla konuşmak için kendini zorladı.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele