Destelere dön

🎧 If You Learn Too Much, You’ll Learn NOTHING | Daily English Conversations for Speaking Practice

Bu videoda, aynı anda çok fazla şey öğrenmeye çalışmanın aslında hiçbir şey öğrenmemeye yol açtığı anlatılıyor. Beynin aşırı bilgi yüküyle başa çıkamadığı ve öğrenilenlerin kalıcı olmadığı vurgulanıyor. Çözüm olarak, tek bir beceriye odaklanıp onu küçük bir projeyle uygulamaya koymak öneriliyor.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#kişisel gelişim #odaklanma #öğrenme #verimlilik
Son güncelleme: 2026-06-18
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

fear of missing out (FOMO)

kaçırma korkusu
+ fırsatı kaçırma endişesi

"Fight that fear of missing out. You're not missing out. You're finally catching up."

Kaçırma korkusuyla savaş. Bir şey kaçırmıyorsun. Sonunda yetişiyorsun.

👍 0 👎 0

learn smarter

daha akıllıca öğrenmek
+ akıllı öğrenme

"The solution isn't to learn more, it's to learn smarter."

Çözüm daha fazla öğrenmek değil, daha akıllıca öğrenmektir.

👍 0 👎 0

a know a little about everything feeling

her şey hakkında biraz bilme hissi
+ her şeyden biraz bilme duygusu

"Don't tell me that's the know a little about everything feeling."

Sakın bana bunun her şey hakkında biraz bilme hissi olduğunu söyleme.

👍 0 👎 0

take it in

içselleştirmek
+ anlamak, sindirmek

"The information comes in, but then it just gets lost in a big mess in your head. It can't really take any of it in."

Bilgi gelir, ama sonra kafanızdaki büyük bir karmaşada kaybolur. Hiçbirini gerçekten içselleştiremez.

👍 0 👎 0

put water on sand

kuma su dökmek (boşa gitmek)
+ hemen kaybolmak

"It's like putting water on sand. It goes away quickly."

Kuma su dökmek gibi. Çabucak yok olur.

👍 0 👎 0

make the mess bigger

karışıklığı büyütmek
+ dağınıklığı artırmak

"More videos, more ebooks, and that just makes the mess bigger."

Daha fazla video, daha fazla e-kitap ve bu sadece karışıklığı büyütüyor.

👍 0 👎 0

connect them to real actions

gerçek eylemlere bağlamak
+ pratiğe dökmek

"She knew a lot but she couldn't connect them to real actions."

Çok şey biliyordu ama bunları gerçek eylemlere bağlayamıyordu.

👍 0 👎 0

go deep

derinlemesine gitmek
+ derinleşmek

"She was always learning but never going deep."

Sürekli öğreniyordu ama hiç derinlemesine gitmiyordu.

👍 0 👎 0

run in the same place

yerinde saymak
+ aynı yerde koşmak

"I'm not moving forward. I'm just running in the same place."

İlerlemiyorum. Sadece yerimde sayıyorum.

👍 0 👎 0

proof of progress

ilerleme kanıtı
+ gelişme belgesi

"That's your proof of progress. It builds your real skills and your collection of work."

Bu senin ilerleme kanıtın. Gerçek becerilerini ve iş koleksiyonunu oluşturur.

👍 0 👎 0

bite off more than you can chew

başaramayacağın bir işe girişmek
+ altından kalkamayacağın bir işe kalkışmak

"You try to learn too many things, and after 5 minutes, you're totally lost. That's what happens when you bite off more than you can chew."

Çok fazla şey öğrenmeye çalışıyorsun ve 5 dakika sonra tamamen kayboluyorsun. İşte bu, başaramayacağın bir işe giriştiğinde olur.

👍 0 👎 0

maker

üretici
+ yapan kişi, yapıcı

"Stop being a collector. Be a maker."

Toplayıcı olmayı bırak. Üretici ol.

👍 0 👎 0

knowledge sticks

bilgi kalıcı olur
+ bilgi akılda kalır

"That's the only way knowledge sticks to you."

Bilginin size yapışmasının tek yolu budur.

👍 0 👎 0

one skill, one project

tek beceri
+ tek proje

"I like to call this method one skill, one project."

Ben bu yönteme tek beceri, tek proje diyorum.

👍 0 👎 0

blur together

birbirine karışmak
+ iç içe geçmek

"You collect so much that everything starts to blur together."

O kadar çok şey toplarsın ki her şey birbirine karışmaya başlar.

👍 0 👎 0

trap

tuzak
+ kapan

"It becomes a trap she can't escape."

Kaçamadığı bir tuzağa dönüşür.

👍 0 👎 0

collect information

bilgi toplamak
+ bilgi biriktirmek

"Lena wasn't learning. She was just collecting information."

Lena öğrenmiyordu. Sadece bilgi topluyordu.

👍 0 👎 0

prioritize

önceliklendirmek
+ öncelik vermek

"You need to prioritize your health before your work."

Sağlığına işinden önce öncelik vermelisin.

👍 0 👎 0

lose track

izini kaybetmek
+ unutmak, gözden kaçırmak

"I started studying but then checked my phone and completely lost track of time."

Ders çalışmaya başladım ama sonra telefonuma baktım ve zamanın tamamen izini kaybettim.

👍 0 👎 0

fall behind

geride kalmak
+ yetişememek

"If you try to learn five skills at once, you'll fall behind in all of them."

Aynı anda beş beceri öğrenmeye çalışırsan, hepsinde geride kalırsın.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele