Destelere dön

🎧 Are You With The Wrong Friends? | Daily English Conversations for English Speaking Practice (A1-B1)

Bu video, yanlış arkadaşlıkların belirtilerini ve bu ilişkilerin kişinin kendine olan güvenini nasıl zedelediğini anlatıyor. Sağlıklı arkadaşlıkların kişiyi büyüttüğünü, yanlış arkadaşlıkların ise yalnızlık ve yorgunluk hissettirdiğini vurguluyor. Kendi sınırlarınızı koruyarak ve duygularınıza saygı duyarak gerçek dostluklara alan açmanın önemini hatırlatıyor.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#ilişkiler #kişisel gelişim #psikoloji
Son güncelleme: 2026-06-18
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

drain

tüketmek
+ enerjisini almak, bitkin düşürmek

"That conversation drained me."

O konuşma beni tüketti.

👍 0 👎 0

drain

tüketmek
+ enerjisini almak, bitkin düşürmek

"That conversation drained me."

O konuşma beni tüketti.

👍 0 👎 0

lift up

moral vermek
+ yükseltmek, desteklemek

"Make space for friends who lift you up."

Seni yükselten arkadaşlara yer aç.

👍 0 👎 0

walk away

uzaklaşmak
+ ayrılmak, çekip gitmek

"You can walk away from a conversation that feels too heavy."

Çok ağır gelen bir konuşmadan uzaklaşabilirsin.

👍 0 👎 0

feel seen

anlaşıldığını hissetmek
+ önemsendiğini hissetmek

"Some friendships help us grow. They make us feel seen and understood."

Bazı arkadaşlıklar büyümemize yardımcı olur. Bizi anlaşılmış ve önemsenmiş hissettirirler.

👍 0 👎 0

boundary

sınır
+ hudut

"Boundaries are soft reminders that your feelings matter."

Sınırlar, duygularının önemli olduğunu hatırlatan yumuşak uyarılardır.

👍 0 👎 0

blame

suçlamak
+ sorumlu tutmak

"They say things like 'this is your fault' and 'you always make problems.'"

'Bu senin hatan' ve 'Hep sorun çıkarıyorsun' gibi şeyler söylerler.

👍 0 👎 0

judgment

yargı
+ yargılama, hüküm

"That kind of advice is not real advice. It is judgment."

Bu tür bir tavsiye gerçek tavsiye değildir. Yargılamadır.

👍 0 👎 0

overreacting

aşırı tepki vermek
+ abartmak

"I asked myself, 'Am I overreacting?' But deep down, I knew I wasn't."

Kendime 'Aşırı tepki mi veriyorum?' diye sordum. Ama içten içe öyle olmadığını biliyordum.

👍 0 👎 0

hold back

kendini tutmak
+ geri durmak, saklamak

"You begin to hold yourself back without noticing it."

Farkında olmadan kendini tutmaya başlarsın.

👍 0 👎 0

doubt yourself

kendinden şüphe etmek
+ kendine güvenmemek

"Sometimes you even apologize for feeling sad, worried, or upset, as if your feelings are a problem."

Bazen üzgün, endişeli veya sinirli hissettiğin için özür dilersin, sanki duyguların bir sorunmuş gibi.

👍 0 👎 0

lift up

moral vermek
+ yükseltmek, desteklemek

"Make space for friends who lift you up."

Seni yükselten arkadaşlara yer aç.

👍 0 👎 0

walk away

uzaklaşmak
+ ayrılmak, çekip gitmek

"You can walk away from a conversation that feels too heavy."

Çok ağır gelen bir konuşmadan uzaklaşabilirsin.

👍 0 👎 0

feel seen

anlaşıldığını hissetmek
+ önemsendiğini hissetmek

"Some friendships help us grow. They make us feel seen and understood."

Bazı arkadaşlıklar büyümemize yardımcı olur. Bizi anlaşılmış ve önemsenmiş hissettirirler.

👍 0 👎 0

boundary

sınır
+ hudut

"Boundaries are soft reminders that your feelings matter."

Sınırlar, duygularının önemli olduğunu hatırlatan yumuşak uyarılardır.

👍 0 👎 0

blame

suçlamak
+ sorumlu tutmak

"They say things like 'this is your fault' and 'you always make problems.'"

'Bu senin hatan' ve 'Hep sorun çıkarıyorsun' gibi şeyler söylerler.

👍 0 👎 0

judgment

yargı
+ yargılama, hüküm

"That kind of advice is not real advice. It is judgment."

Bu tür bir tavsiye gerçek tavsiye değildir. Yargılamadır.

👍 0 👎 0

overreacting

aşırı tepki vermek
+ abartmak

"I asked myself, 'Am I overreacting?' But deep down, I knew I wasn't."

Kendime 'Aşırı tepki mi veriyorum?' diye sordum. Ama içten içe öyle olmadığını biliyordum.

👍 0 👎 0

hold back

kendini tutmak
+ geri durmak, saklamak

"You begin to hold yourself back without noticing it."

Farkında olmadan kendini tutmaya başlarsın.

👍 0 👎 0

drain

tüketmek
+ enerjisini almak, bitkin düşürmek

"That conversation drained me."

O konuşma beni tüketti.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele