Destelere dön

🎧 Living Freely in Brazil | Learn English Through Story level 2 | Graded Reader | Improve Your English

Lucas, Rio de Janeiro'da yaşayan bir adamın, iş ve rutin arasında sıkışıp kalmaktan kurtulup hayatın küçük zevklerini keşfetme hikayesini anlatıyor. Samba dansı, seyahat ve karşılaştığı komik olaylar sayesinde hayatı dolu dolu yaşamayı, hatalara gülmeyi ve anın tadını çıkarmayı öğreniyor.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 30 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#günlük konuşma #hayat dersleri #seyahat
Son güncelleme: 2026-06-15
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 30 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

30 kart

imperfections

kusurlar
+ eksiklikler, mükemmel olmayan şeyler

"It's the imperfections that make life beautiful."

Hayatı güzel yapan kusurlardır.

👍 0 👎 0

memorable

unutulmaz
+ akılda kalıcı

"It turned out to be a memorable wedding."

Unutulmaz bir düğün oldu.

👍 0 👎 0

awkward

garip
+ tuhaf, rahatsız edici

"The interview was awkward when she recognized me."

Beni tanıyınca mülakat garip oldu.

👍 0 👎 0

embarrassing

utanç verici
+ mahcup edici

"I had an embarrassing moment at the gym."

Spor salonunda utanç verici bir an yaşadım.

👍 0 👎 0

dancing in the rain

yağmurda dans etmek
+ zorluklara rağmen eğlenmek

"Life is about learning to dance in the rain."

Hayat, yağmurda dans etmeyi öğrenmektir.

👍 0 👎 0

roll with the punches

zorluklara uyum sağlamak
+ darbelere karşı koymak

"You have to roll with the punches in life."

Hayatta zorluklara uyum sağlamalısın.

👍 0 👎 0

bombshell

bomba gibi haber
+ sürpriz, şok edici haber

"Sophia dropped a bombshell: she was married."

Sophia bomba gibi bir haber verdi: evliydi.

👍 0 👎 0

smitten

vurulmuş
+ tutulmuş, aşık olmuş

"From the moment I saw her I was smitten."

Onu gördüğüm andan itibaren vurulmuştum.

👍 0 👎 0

reflect

düşünmek
+ yansıtmak, tefekkür etmek

"I had a chance to reflect on what I really wanted."

Gerçekten ne istediğimi düşünme şansım oldu.

👍 0 👎 0

adventure

macera
+ serüven

"My first stop was the Amazon rainforest, a real adventure."

İlk durağım Amazon yağmur ormanlarıydı, gerçek bir macera.

👍 0 👎 0

fulfilled

tatmin olmuş
+ doyuma ulaşmış, mutlu

"I go to bed each night feeling fulfilled."

Her gece tatmin olmuş bir şekilde yatağa gidiyorum.

👍 0 👎 0

courage

cesaret
+ yiğitlik

"Freedom is having the courage to live life on your terms."

Özgürlük, hayatı kendi kurallarına göre yaşama cesaretidir.

👍 0 👎 0

gratitude

şükran
+ minnet

"I try to live with gratitude and joy every day."

Her gün şükran ve neşeyle yaşamaya çalışıyorum.

👍 0 👎 0

living freely

özgürce yaşamak
+ rahat yaşamak

"Now I live life freely with no regrets."

Artık hayatı pişmanlık duymadan özgürce yaşıyorum.

👍 0 👎 0

heal

iyileşmek
+ şifa bulmak

"I started to heal by focusing on small joys."

Küçük mutluluklara odaklanarak iyileşmeye başladım.

👍 0 👎 0

journey

yolculuk
+ seyahat, serüven

"I want to share my journey of how I learned to enjoy life."

Hayattan zevk almayı nasıl öğrendiğime dair yolculuğumu paylaşmak istiyorum.

👍 0 👎 0

celebration

kutlama
+ şenlik

"Carnival is the biggest celebration in Brazil."

Karnaval, Brezilya'daki en büyük kutlamadır.

👍 0 👎 0

capturing

yakalamak
+ fotoğraflamak, kaydetmek

"I took up photography, capturing the vibrant colors of Rio."

Rio'nun canlı renklerini yakalayarak fotoğrafçılığa başladım.

👍 0 👎 0

meaningful

anlamlı
+ manalı

"I found ways to make my job more meaningful."

İşimi daha anlamlı kılmanın yollarını buldum.

👍 0 👎 0

happiness isn't something you chase

mutluluk kovalanacak bir şey değildir
+ mutluluk peşinden koşulmaz

"My mother said happiness isn't something you chase, it's something you create."

Annem dedi ki mutluluk kovalanacak bir şey değil, yaratılacak bir şeydir.

👍 0 👎 0

diversity

çeşitlilik
+ farklılık

"The trip opened my eyes to the diversity of my country."

Gezi, ülkemin çeşitliliğine gözlerimi açtı.

👍 0 👎 0

opportunity

fırsat
+ imkan, olanak

"Every day is an opportunity to create memories."

Her gün anılar yaratmak için bir fırsattır.

👍 0 👎 0

stepping out of my comfort zone

konfor alanımdan çıkmak
+ rahat alanımdan çıkmak

"Learning Samba taught me to step out of my comfort zone."

Samba öğrenmek bana konfor alanımdan çıkmayı öğretti.

👍 0 👎 0

paying attention

dikkat etmek
+ farkına varmak, özen göstermek

"I started paying attention to things I never noticed before."

Daha önce fark etmediğim şeylere dikkat etmeye başladım.

👍 0 👎 0

peaceful

huzurlu
+ sakin, barış dolu

"Walking by the beach before work was peaceful."

İşten önce sahilde yürümek huzurluydu.

👍 0 👎 0

really live

gerçekten yaşamak
+ dolu dolu yaşamak

"You have to live, really live, don't wait for a perfect moment."

Yaşamalısın, gerçekten yaşamalısın, mükemmel anı bekleme.

👍 0 👎 0

missing out

kaçırmak
+ fırsatı kaçırmak, geride kalmak

"I started to wonder: am I missing out on life?"

Merak etmeye başladım: Hayatı kaçırıyor muyum?

👍 0 👎 0

exhausted

bitkin
+ tükenmiş, çok yorgun

"One day I was sitting at my desk feeling exhausted."

Bir gün masamda oturuyordum, kendimi bitkin hissediyordum.

👍 0 👎 0

rushed

acele etmek
+ koşturmak, telaşla yapmak

"I woke up early and rushed to work every day."

Her gün erken kalkıp işe koştururdum.

👍 0 👎 0

existing

var olmak
+ yaşamak, hayatta olmak

"For a long time I was just existing, not really living."

Uzun bir süre sadece var oldum, gerçekten yaşamadım.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele