undefeated
"Two undefeated champions, one ring."
İki yenilgisiz şampiyon, tek ring.
Muhammad Ali'nin hayatı, yoksulluktan dünya şampiyonluğuna uzanan bir azim ve cesaret hikâyesidir. Ring içinde ve dışında inandığı değerler için savaşan Ali, ırkçılığa, savaşa ve hastalığa rağmen asla pes etmemiştir. Bu ilham verici biyografi, hem büyük bir sporcunun mirasını hem de İngilizce öğrenmek için doğal bir hikâye anlatımı sunar.
Topluluğun bu destedeki performansı.
Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!
"Two undefeated champions, one ring."
İki yenilgisiz şampiyon, tek ring.
"Ali left a legacy of courage and kindness."
Ali cesaret ve nezaket dolu bir miras bıraktı.
"That is what courage looks like."
Cesaret işte böyle görünür.
"Ali's funeral was a celebration of his life."
Ali'nin cenazesi hayatının bir kutlamasıydı.
"He retired from boxing forever."
Bokstan sonsuza dek emekli oldu.
"Doctors diagnosed him with Parkinson's disease."
Doktorlar ona Parkinson hastalığı teşhisi koydu.
"He became a symbol of hope."
Bir umut sembolü haline geldi.
"By round eight, Foreman was exhausted."
Sekizinci raundda Foreman bitkindi.
"Ali had a plan, he called it the rope a dope strategy."
Ali'nin bir planı vardı, buna 'rope a dope' stratejisi adını verdi.
"It was a brutal war."
Acımasız bir savaştı.
"This is the best biography you've ever heard."
Bu, şimdiye kadar duyduğunuz en iyi biyografi.
"His first comeback fight was against Jerry Quarry."
İlk geri dönüş maçı Jerry Quarry'ye karşıydı.
"He was banned from boxing for three years."
Üç yıl boyunca bokstan men edildi.
"He refused to go to war because of his faith."
İnancı nedeniyle savaşa gitmeyi reddetti.
"Cassius Clay converted to Islam."
Cassius Clay Müslüman oldu.
"I'm going to be champion of the world."
Dünya şampiyonu olacağım.
"That officer was Joe Martin and he was a boxing coach."
O memur Joe Martin'di ve bir boks antrenörüydü.
"One day his bicycle was stolen."
Bir gün bisikleti çalındı.
"He was loud, confident, fast, and always dreaming big."
Sesliydi, kendine güveniyordu, hızlıydı ve hep büyük hayaller kuruyordu.
"They were a poor black family in a time full of racism."
Irkçılığın yaygın olduğu bir dönemde fakir bir siyahi aileydiler.
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle