Destelere dön

🎧 Starbucks Success Story || Learn English Through Story Level 2 🔥 || English Listening Practice ✅️

Howard Schultz, yoksul bir çocukluktan çıkarak 217 kez reddedilmesine rağmen Starbucks'ı küresel bir markaya dönüştürdü. İtalya'daki espresso kültüründen ilham alarak kahveyi bir deneyim ve topluluk hissine dönüştürdü. Hikayesi, azim ve insana değer veren bir şirket kurma hayalini anlatıyor.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 30 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#günlük konuşma
Son güncelleme: 2026-08-24
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 30 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

30 kart

equipment

ekipman
+ donanım, araç gereç

"It had just four stores, and it didn't even sell coffee to drink, just beans, grinders, and equipment."

Sadece dört mağazası vardı ve içecek kahve bile satmıyordu, sadece çekirdek, öğütücü ve ekipman satıyordu.

👍 0 👎 0

burned into

kazınmış
+ işlenmiş, silinmez

"That number is burned into my brain."

Bu sayı beynime kazınmış.

👍 0 👎 0

pitch

sunum yapmak
+ tanıtım yapmak, satış konuşması

"He kept going day after day, meeting after meeting, pitch after pitch."

Günlerce, toplantı üstüne toplantı, sunum üstüne sunum yapmaya devam etti.

👍 0 👎 0

loyalty

sadakat
+ bağlılık

"His dream was bigger than loyalty."

Hayali sadakatten daha büyüktü.

👍 0 👎 0

mission

misyon
+ görev, amaç

"This was his moment, his dream, his mission."

Bu onun anı, hayali ve misyonuydu.

👍 0 👎 0

belonging

aidiyet
+ ait olma

"He saw belonging."

Aidiyet gördü.

👍 0 👎 0

community

topluluk
+ cemaat, komünite

"They came for experience, emotion, community."

Deneyim, duygu ve topluluk için geliyorlardı.

👍 0 👎 0

barista

barista
+ kahveci

"The barista knew people by name."

Barista insanları isimleriyle tanırdı.

👍 0 👎 0

vibrant

canlı
+ enerjik, hareketli

"Busy, vibrant, full of people."

Yoğun, canlı, insan dolu.

👍 0 👎 0

espresso bars

espresso barları
+ kahve barları

"There were espresso bars on every corner."

Her köşede espresso barları vardı.

👍 0 👎 0

trade show

ticaret fuarı
+ fuar

"In 1983, Starbucks sent Howard to Milan, Italy for a trade show."

1983'te Starbucks, Howard'ı Milano, İtalya'ya bir ticaret fuarına gönderdi.

👍 0 👎 0

vision

vizyon
+ görüş, hayal

"A vision that nobody else could see."

Kimsenin göremediği bir vizyon.

👍 0 👎 0

authenticity

özgünlük
+ gerçeklik, samimiyet

"I saw warmth, authenticity, culture."

Sıcaklık, özgünlük ve kültür gördüm.

👍 0 👎 0

magical

büyülü
+ sihirli, olağanüstü

"There was something magical about Starbucks."

Starbucks'ta büyülü bir şey vardı.

👍 0 👎 0

philosophy

felsefe
+ dünya görüşü

"There was something about the people, the energy, the philosophy."

İnsanlar, enerji ve felsefe hakkında bir şey vardı.

👍 0 👎 0

scroll away

kaydırıp geçmek
+ geçip gitmek, uzaklaşmak

"Welcome back to our channel. But don't just scroll away."

Kanalımıza hoş geldiniz. Ama sadece kaydırıp geçmeyin.

👍 0 👎 0

client

müşteri
+ danışan, müvekkil

"He noticed one small client in Seattle kept buying more machines than anyone else."

Seattle'daki küçük bir müşterinin herkesten daha fazla makine aldığını fark etti.

👍 0 👎 0

analyzed

analiz etti
+ inceledi, değerlendirdi

"While analyzing sales reports, he noticed one small client in Seattle kept buying more machines."

Satış raporlarını analiz ederken Seattle'daki küçük bir müşterinin daha fazla makine aldığını fark etti.

👍 0 👎 0

bartender

barmen
+ barda çalışan

"Worked as a bartender and salesman to pay for school."

Okul masraflarını karşılamak için barmen ve satıcı olarak çalıştı.

👍 0 👎 0

scholarship

burs

"He went to Northern Michigan University on a football scholarship."

Northern Michigan Üniversitesi'ne futbol bursuyla gitti.

👍 0 👎 0

determination

kararlılık
+ azim, irade

"But he had one superpower, determination."

Ama onun bir süper gücü vardı: kararlılık.

👍 0 👎 0

childhood

çocukluk
+ çocukluk dönemi

"How he turned a painful childhood into a billion dollar brand."

Acılı bir çocukluğu nasıl milyar dolarlık bir markaya dönüştürdüğü.

👍 0 👎 0

fluent

akıcı
+ rahat konuşan

"Become fluent through stories."

Hikayeler aracılığıyla akıcı olun.

👍 0 👎 0

storytelling

hikaye anlatımı
+ öyküleme

"We use clear, emotional, beginner-friendly storytelling."

Net, duygusal ve yeni başlayanlara uygun hikaye anlatımı kullanıyoruz.

👍 0 👎 0

fuel

yakıt
+ güç kaynağı, motivasyon

"Rejection became the fuel that made him unstoppable."

Reddedilmek onu durdurulamaz yapan yakıt oldu.

👍 0 👎 0

rejected

reddedilmiş
+ geri çevrilmiş, kabul edilmemiş

"He was laughed at, rejected, and told no one will ever pay $3 for a cup of coffee."

Alay edildi, reddedildi ve kimsenin bir fincan kahveye 3 dolar ödemeyeceği söylendi.

👍 0 👎 0

invisible

görünmez
+ gözden kaçan, fark edilmeyen

"Walked through life feeling invisible."

Hayatta görünmez hissederek yürüdü.

👍 0 👎 0

suffer

acı çekmek
+ ıstırap çekmek, sıkıntı yaşamak

"Who watched his father suffer."

Babasının acı çekmesini izleyen.

👍 0 👎 0

pain

acı
+ sızı, ıstırap

"A story of a boy who grew up in pain."

Acı içinde büyüyen bir çocuğun hikayesi.

👍 0 👎 0

life story

hayat hikayesi
+ yaşam öyküsü

"Because what you're about to hear is not just a business story. This is a life story."

Çünkü duymak üzere olduğunuz şey sadece bir iş hikayesi değil. Bu bir hayat hikayesi.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele