Destelere dön

🎧 10 Minimalist Rules That Changed My Life | Daily English Conversations for English Podcast (A2-B1)

Bu videoda, gereksiz alışveriş alışkanlıklarını ve bunların ardındaki duygusal nedenleri keşfediyoruz. Beynimizin yeni şeylere olan düşkünlüğü ve FOMO gibi etkenlerle nasıl dürtüsel satın almalar yaptığımızı anlatan video, minimalist yaşam için 10 pratik kural sunuyor. Gerçek ihtiyaçlarımıza odaklanarak daha bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirmemize yardımcı oluyor.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 15 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#finansal okuryazarlık #günlük konuşma #kelime #minimalizm
Son güncelleme: 2026-06-15
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 15 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

15 kart

impulse buy

ani alışveriş
+ dürtüsel satın alma, ani satın alma

"The coffee machine was an impulse buy because it was on sale."

Kahve makinesi indirimde olduğu için ani bir alışverişti.

👍 0 👎 0

short-lived pleasure

kısa süreli zevk
+ geçici mutluluk

"Impulse buying is usually about short-lived pleasure."

Ani alışveriş genellikle kısa süreli zevkle ilgilidir.

👍 0 👎 0

financial stress

maddi stres
+ parasal baskı

"Too much shopping caused me a lot of financial stress."

Çok fazla alışveriş bana büyük maddi strese neden oldu.

👍 0 👎 0

declutter

gereksiz eşyalardan kurtulmak
+ düzenlemek, ayıklamak

"I declutter my desk by removing items I don't use anymore."

Artık kullanmadığım eşyaları kaldırarak masamı düzenliyorum.

👍 0 👎 0

hidden cost

gizli maliyet
+ görünmeyen masraf

"We don't think about the hidden cost when something is on sale."

Bir şey indirimdeyken gizli maliyeti düşünmeyiz.

👍 0 👎 0

FOMO (fear of missing out)

kaçırma korkusu

"When other people have something and you don't, it creates FOMO."

Başkalarının sahip olduğu bir şeye siz sahip değilseniz, bu kaçırma korkusu yaratır.

👍 0 👎 0

mental load

zihinsel yük
+ bilişsel yük

"Too many things mean more decisions, more mess, and more mental load."

Çok fazla eşya daha fazla karar, daha fazla dağınıklık ve daha fazla zihinsel yük demektir.

👍 0 👎 0

buy it well or buy it twice

iyisini al yoksa iki kere alırsın

"Rule one: buy it well or buy it twice."

Birinci kural: iyisini al yoksa iki kere alırsın.

👍 0 👎 0

let it go

bırakmak
+ vazgeçmek, elinden çıkarmak

"If you don't use it, let it go."

Kullanmıyorsan, bırak gitsin.

👍 0 👎 0

wish list

istek listesi
+ alışveriş listesi

"I put it on a wish list and then I wait."

Onu bir istek listesine koyar ve sonra beklerim.

👍 0 👎 0

fixed place

sabit yer
+ belirli yer

"Everything should have a fixed place."

Her şeyin sabit bir yeri olmalı.

👍 0 👎 0

mental noise

zihinsel gürültü

"That chaos is what we call mental noise."

Bu kaosa zihinsel gürültü diyoruz.

👍 0 👎 0

peace of mind

huzur
+ iç rahatlığı, gönül rahatlığı

"Your peace of mind, that's much harder to replace."

İç huzurunu kaybetmek, onu geri kazanmaktan çok daha kolay.

👍 0 👎 0

buy now, pay later

şimdi al sonra öde

"Buy now, pay later sounds easy, but you're borrowing peace from the future."

Şimdi al sonra öde kulağa kolay gelir, ama aslında gelecekten huzur ödünç alıyorsunuz.

👍 0 👎 0

clutter

dağınıklık
+ gereksiz eşya yığını, karmaşa

"Fewer replacements, fewer decisions, less clutter."

Daha az değiştirme, daha az karar, daha az dağınıklık.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.